G Y S C E P T E
SOSYAL ÇALIŞMA/SOSYAL HİZMET İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
1. SOSYAL ÇALIŞMA/SOSYAL HİZMET
Sosyal çalışma veya sosyal hizmet; bireylerin, ailelerin, grupların ve toplumların iyilik hâllerini artırmayı, sosyal işlevselliklerini geliştirmeyi ve yaşamlarında karşılaştıkları güçlüklerle baş edebilmelerini desteklemeyi amaçlayan uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir.
Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu ile Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği tarafından kabul edilen küresel tanıma göre sosyal hizmet;
· Sosyal değişimi ve gelişmeyi,
· Toplumsal bütünleşmeyi,
· İnsanların güçlendirilmesini,
· İnsanların özgürleşmesini
destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir.
Sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı sosyal hizmetin merkezinde yer alır. Sosyal hizmet, yaşam sorunlarının ele alınması ve iyilik hâlinin geliştirilmesi amacıyla insanlar ile toplumsal yapılar arasında müdahalede bulunur.
Sosyal hizmetin temel özellikleri
Sosyal hizmet;
· İnsan odaklıdır.
· Bilimsel bilgiye dayanır.
· Uygulama temelli bir meslektir.
· Aynı zamanda akademik bir disiplindir.
· Bireyi çevresiyle birlikte değerlendirir.
· İnsanların yalnızca sorunlarına değil, güçlü yönlerine de odaklanır.
· Birey, aile, grup, örgüt ve toplum düzeyinde çalışmalar yürütür.
· Bireylerin kendi yaşamları üzerinde etkili olabilmelerini destekler.
· İnsanların ihtiyaç duydukları kaynak ve hizmetlere ulaşmalarına yardımcı olur.
· Bireysel sorunlar ile toplumsal koşullar arasındaki ilişkiyi dikkate alır.
Sınav açısından önemli ayrım
Sosyal hizmet yalnızca yoksullara maddi yardım yapılması değildir. Sosyal yardım, sosyal hizmetin yararlanabileceği araçlardan yalnızca biridir.
Sosyal hizmet daha geniş bir kavramdır ve kişinin sosyal işlevselliğinin geliştirilmesine yönelik mesleki çalışmaların bütününü ifade eder.
2. SOSYAL ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMET KAVRAMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
Türkçede “sosyal çalışma” ve “sosyal hizmet” kavramları çoğu zaman aynı mesleği ve bilim alanını ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır.
Bununla birlikte kavramlara kullanım biçimleri bakımından farklı anlamlar yüklenebilir.
Sosyal çalışma
Sosyal çalışma kavramı daha çok;
· Mesleki uygulamayı,
· Sosyal çalışmacının gerçekleştirdiği faaliyetleri,
· Birey ve çevresi arasında yürütülen değişim çalışmalarını
vurgular.
Sosyal hizmet
Sosyal hizmet kavramı ise daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu kavram;
· Bir mesleği,
· Akademik disiplini,
· Mesleki uygulamaları,
· Kurumsal hizmetleri,
· Sosyal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik hizmetler bütününü
ifade edebilir.
Önemli not
Sınavlarda sosyal çalışma ve sosyal hizmet kavramları çoğunlukla birbirinin karşılığı olarak kullanılabilir. Ancak “sosyal hizmetler” ifadesi, bireylere ve topluma sunulan sistemli hizmetler bütününü de ifade edebilir.
3. SOSYAL HİZMETLER
2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda sosyal hizmetler; kişi ve ailelerin kendi yapı ve çevre koşullarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine, ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesine ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü olarak tanımlanmaktadır.
Bu tanımın temel unsurları şunlardır:
· Kişi ve ailelere yönelik olması,
· Maddi, manevi ve sosyal yoksunlukları kapsaması,
· İhtiyaçların karşılanmasını amaçlaması,
· Sosyal sorunları önlemeye yönelmesi,
· Sosyal sorunların çözümüne yardımcı olması,
· Hayat standartlarını iyileştirmeyi amaçlaması,
· Hizmetlerin sistemli ve programlı biçimde yürütülmesi.
Sosyal hizmet ile sosyal hizmetler arasındaki ayrım
Sosyal hizmet, mesleği ve akademik disiplini ifade edebilir.
Sosyal hizmetler ise bireylerin ve ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sunulan sistemli ve programlı hizmetler bütününü ifade eder.
4. SOSYAL ÇALIŞMACI
Sosyal çalışmacı; sosyal hizmet alanında lisans düzeyinde eğitim almış ve sosyal hizmetin bilgi, beceri ve değerlerini kullanarak birey, aile, grup ve toplumlarla mesleki çalışma yürüten kişidir.
Sosyal çalışmacı;
· Bireylerin ihtiyaçlarını belirlemeye,
· Sosyal işlevselliklerini geliştirmeye,
· Sorunlarla baş etme kapasitelerini artırmaya,
· Kaynak ve hizmetlere erişimlerini desteklemeye,
· Birey ile çevresi arasındaki uyumu geliştirmeye
yönelik mesleki çalışmalar gerçekleştirir.
Sosyal çalışmacı ve sosyal hizmet uzmanı
Türkiye’de “sosyal çalışmacı” ve “sosyal hizmet uzmanı” kavramları mesleki kullanımda çoğunlukla aynı meslek mensubunu ifade eder.
Sınav notu
Sosyal çalışmacı;
· Psikolog,
· Sosyolog,
· Psikolojik danışman,
· Öğretmen,
· Sosyal yardım görevlisi
ile aynı meslek mensubu değildir.
Bu meslekler bazı çalışma alanlarında birlikte görev yapabilir; ancak eğitimleri, mesleki bilgi temelleri ve görev alanları birbirinden farklıdır.
5. MÜRACAATÇI
Müracaatçı; sosyal hizmet kurumuna başvuran, bir kuruma yönlendirilen veya sosyal hizmet müdahalesinden yararlanan birey, aile, grup ya da topluluktur.
Müracaatçı yalnızca kendi isteğiyle kuruma başvuran kişi değildir. Bir kişi;
· Kendi isteğiyle,
· Ailesinin başvurusu üzerine,
· Başka bir kurumun yönlendirmesiyle,
· Adli veya idari bir karar sonucunda,
· Korunma ve destek ihtiyacının tespit edilmesi üzerine
sosyal hizmet uygulamasının kapsamına girebilir.
Gönüllü müracaatçı
Kendi isteğiyle sosyal hizmet desteği talep eden kişidir.
Gönülsüz müracaatçı
Bir mahkeme kararı, kurum yönlendirmesi, yasal zorunluluk veya idari işlem sonucunda sosyal hizmet sürecine dâhil edilen kişidir.
Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü veya tutuklu, bazı mesleki çalışmalara kendi talebi dışında yönlendirilebileceği için gönülsüz müracaatçı niteliği taşıyabilir.
Müracaatçı sistemi
Sosyal hizmet uygulamasının doğrudan veya dolaylı olarak etkilediği kişilerden oluşan sistemdir.
Müracaatçı sistemi yalnızca başvuruyu yapan kişiden oluşmayabilir. Bireyin;
· Eşi,
· Çocukları,
· Anne ve babası,
· Yakın çevresi,
· Bakımından sorumlu olduğu kişiler
de müracaatçı sisteminin içinde değerlendirilebilir.
6. İNSAN İHTİYACI
İhtiyaç; bireyin yaşamını sürdürmesi, gelişmesi, toplum içinde işlevlerini yerine getirmesi ve iyilik hâlini koruması için gerekli olan gereksinimdir.
İnsan ihtiyaçları yalnızca maddi ihtiyaçlardan oluşmaz.
Temel ihtiyaç alanları
· Beslenme,
· Barınma,
· Giyinme,
· Sağlık,
· Güvenlik,
· Eğitim,
· Çalışma ve gelir,
· Sevgi ve aidiyet,
· Sosyal ilişki,
· Saygı görme,
· Toplumsal katılım,
· Kendini geliştirme,
· Hak ve hizmetlere erişim.
Karşılanmamış ihtiyaç
Bireyin yaşamını ve sosyal işlevselliğini sürdürmek için gerekli olan bir gereksinimin yeterli düzeyde karşılanmamasıdır.
Örneğin barınma ihtiyacının karşılanamaması;
· Sağlık sorunlarına,
· Güvenlik risklerine,
· İş kaybına,
· Aile ilişkilerinin bozulmasına,
· Sosyal dışlanmaya
neden olabilir.
İhtiyaç ve istek arasındaki fark
İhtiyaç, bireyin yaşamını, gelişimini veya işlevselliğini sürdürebilmesi için gerekli olan durumdur.
İstek, bireyin elde etmek veya gerçekleştirmek istediği ancak her zaman temel bir gereksinim niteliği taşımayan taleptir.
Her istek ihtiyaç değildir. Bununla birlikte bir ihtiyacın nasıl karşılanacağına ilişkin tercihler kişiden kişiye değişebilir.
7. SOSYAL GEREKSİNİM
Sosyal gereksinim; bireyin toplum içinde yaşamını sürdürebilmesi, rollerini yerine getirebilmesi ve toplumsal yaşama katılabilmesi için ihtiyaç duyduğu koşul, ilişki ve kaynaklardır.
Sosyal gereksinimlere;
· Eğitim,
· İstihdam,
· Sosyal güvence,
· Aile desteği,
· Toplumsal kabul,
· Güvenli çevre,
· Sosyal ilişki,
· Kamu hizmetlerine erişim
örnek verilebilir.
Sosyal gereksinimlerin karşılanmaması bireyin sosyal işlevselliğini olumsuz etkileyebilir.
8. SORUN
Sorun; bireyin, ailenin, grubun veya toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasını, amaçlarına ulaşmasını ya da işlevlerini yerine getirmesini engelleyen durumdur.
Sosyal hizmet açısından sorun;
· Tek bir nedenden kaynaklanmayabilir.
· Bireysel ve çevresel unsurların etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilir.
· Zaman içinde değişebilir.
· Birden fazla sorunla bağlantılı olabilir.
· Kişiler tarafından farklı biçimlerde algılanabilir.
Görünen sorun
Müracaatçının başvuru sırasında ifade ettiği veya ilk bakışta fark edilen sorundur.
Temel sorun
Yapılan değerlendirme sonucunda kişinin yaşamını ve sosyal işlevselliğini asıl olarak etkilediği belirlenen sorundur.
Örnek
Bir kişinin sosyal yardım talebiyle başvurması görünen sorunun ekonomik yetersizlik olduğunu gösterebilir. Ancak yapılan değerlendirmede;
· İşsizlik,
· Mesleki nitelik eksikliği,
· Sağlık problemi,
· Aile içi çatışma,
· Borçlanma,
· Barınma sorunu
gibi birbiriyle bağlantılı temel sorunlar tespit edilebilir.
Sınav notu
Müracaatçının ifade ettiği ilk sorun ile mesleki değerlendirme sonucunda belirlenen temel sorun her zaman aynı olmayabilir.
9. SOSYAL İŞLEVSELLİK
Sosyal işlevsellik; bireyin toplum içindeki rollerini yerine getirebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, çevresiyle ilişki kurabilmesi ve karşılaştığı sorunlarla baş edebilmesi kapasitesidir.
Sosyal işlevsellik kavramı sosyal hizmetin merkezî kavramlarından biridir.
Sosyal işlevselliğin temel boyutları
· Bireyin kendisiyle ilişkisi,
· Aile ilişkileri,
· Eğitim hayatı,
· Çalışma hayatı,
· Arkadaşlık ve sosyal ilişkiler,
· Toplumsal roller,
· Kurumlarla ilişkiler,
· İhtiyaçların karşılanması,
· Sorunlarla baş etme kapasitesi.
Sosyal işlevselliği etkileyen unsurlar
Sosyal işlevsellik yalnızca bireysel yeteneklere bağlı değildir. Aşağıdaki unsurlardan etkilenebilir:
· Fiziksel ve ruhsal sağlık,
· Aile ilişkileri,
· Ekonomik koşullar,
· Eğitim düzeyi,
· Mesleki durum,
· Sosyal destek,
· Yaşanılan çevre,
· Kurumsal hizmetler,
· Toplumsal tutumlar,
· Yasal ve sosyal düzenlemeler.
Sosyal işlevsellikte bozulma
Bireyin kendisinden beklenen sosyal rolleri yerine getirmekte, ihtiyaçlarını karşılamakta veya çevresiyle uyumlu ilişki kurmakta güçlük yaşamasıdır.
Örneğin;
· Ebeveynlik sorumluluklarının yerine getirilememesi,
· Okula veya işe düzenli devam edilememesi,
· Aile ilişkilerinin sürdürülememesi,
· Tahliye sonrasında toplum yaşamına uyum sağlanamaması,
· Temel ihtiyaçların karşılanamaması
sosyal işlevsellikte güçlük bulunduğunu gösterebilir.
10. SOSYAL ROL
Sosyal rol; bireyin toplum içindeki konumuna bağlı olarak kendisinden beklenen davranış, görev ve sorumlulukların bütünüdür.
Bir bireyin aynı anda birden fazla sosyal rolü olabilir.
Örneğin kişi;
· Anne veya baba,
· Eş,
· Çalışan,
· Öğrenci,
· Komşu,
· Vatandaş,
· Bakım veren
rollerine sahip olabilir.
Rol çatışması
Bireyin sahip olduğu iki veya daha fazla rolün gereklerinin birbiriyle uyuşmamasıdır.
Örneğin çalışan bir kişinin iş sorumlulukları ile bakımından sorumlu olduğu aile üyesine ilişkin sorumluluklarının aynı zamanda yerine getirilmesinin güçleşmesi rol çatışmasına yol açabilir.
Rol yetersizliği
Bireyin kendisinden beklenen bir sosyal rolü yeterli biçimde yerine getirememesidir.
Rol kaybı
Bireyin daha önce sahip olduğu bir sosyal rolü kaybetmesidir.
İşini kaybeden kişinin çalışan rolünü, boşanan kişinin eş rolünü veya çocuğundan ayrı kalan kişinin günlük ebeveynlik rolünü kaybetmesi buna örnek olabilir.
Rol değişimi
Bireyin yaşamındaki gelişmelere bağlı olarak sosyal rollerinin değişmesidir.
Hükümlülük, tahliye, evlilik, boşanma, emeklilik veya ebeveyn olma rol değişimine neden olabilir.
11. İYİLİK HÂLİ
İyilik hâli; bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan yaşamını mümkün olan en iyi düzeyde sürdürebilmesidir.
İyilik hâli yalnızca hastalık veya sorun bulunmaması anlamına gelmez. Bireyin yaşamının farklı alanlarındaki durumunun birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
İyilik hâlinin boyutları
· Fiziksel iyilik hâli,
· Psikolojik iyilik hâli,
· Sosyal iyilik hâli,
· Ekonomik iyilik hâli,
· Çevresel iyilik hâli,
· Manevi iyilik hâli.
Sosyal hizmet açısından iyilik hâli
Sosyal hizmet, bireyin yalnızca belirli bir sorununu ortadan kaldırmaya değil, genel iyilik hâlini geliştirmeye yönelir.
Örneğin yalnızca iş bulmak bireyin iyilik hâlini tek başına sağlamayabilir. Bireyin;
· Sağlık durumu,
· Barınma koşulları,
· Aile ilişkileri,
· Sosyal desteği,
· Güvenliği,
· Toplumsal kabulü
de iyilik hâlini etkiler.
12. YAŞAM KALİTESİ
Yaşam kalitesi; bireyin fiziksel sağlık, ruhsal durum, sosyal ilişkiler, ekonomik koşullar, çevre, güvenlik ve kişisel beklentiler bakımından yaşamını nasıl değerlendirdiğini ifade eder.
Yaşam kalitesi hem nesnel hem de öznel unsurlar içerir.
Nesnel unsurlar
· Gelir düzeyi,
· Barınma koşulları,
· Sağlık hizmetlerine erişim,
· Eğitim durumu,
· İstihdam,
· Güvenli çevre.
Öznel unsurlar
· Yaşamdan memnuniyet,
· Kendini güvende hissetme,
· Umut düzeyi,
· Sosyal ilişkilerden memnuniyet,
· Kişinin yaşamına ilişkin kendi değerlendirmesi.
Aynı nesnel koşullarda yaşayan iki kişinin yaşam kalitesi algısı farklı olabilir.
İyilik hâli ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki
İyilik hâli, bireyin farklı yaşam alanlarındaki genel durumunu ifade ederken yaşam kalitesi, bireyin sahip olduğu yaşam koşullarını ve bu koşullara ilişkin kişisel değerlendirmesini de kapsar.
13. BİREY VE ÇEVRE
Sosyal hizmet, bireyi içinde bulunduğu çevreden bağımsız değerlendirmez.
Bireyin davranışları ve yaşadığı sorunlar;
· Ailesi,
· Arkadaş çevresi,
· Eğitim ve çalışma ortamı,
· Ekonomik koşulları,
· Yaşadığı fiziksel çevre,
· Kültürel özellikleri,
· Kurumlarla ilişkileri,
· Toplumsal yapı
ile karşılıklı etkileşim içinde ele alınır.
Çevresi içinde birey
“Çevresi içinde birey” anlayışı, bireyin yaşadığı sorunların yalnızca kişisel özellikleriyle açıklanamayacağını ifade eder.
Bu anlayışa göre değerlendirme yapılırken;
· Bireysel özellikler,
· Aile ilişkileri,
· Yakın sosyal çevre,
· Kurumsal koşullar,
· Toplumsal fırsatlar ve engeller
birlikte dikkate alınır.
Örnek
Bir hükümlünün tahliye sonrasında yeniden suç işlemesi yalnızca kişinin iradesiyle açıklanamaz. Kişinin;
· Barınma imkânı,
· İş bulma durumu,
· Aile desteği,
· Madde kullanım durumu,
· Sosyal çevresi,
· Toplumsal damgalanma yaşayıp yaşamadığı,
· Kurumsal hizmetlere erişimi
de değerlendirilmelidir.
14. BİREY-ÇEVRE UYUMU
Birey-çevre uyumu; bireyin ihtiyaç, kapasite ve özellikleri ile çevrenin beklenti, kaynak ve imkânları arasındaki dengedir.
Uyumun sağlanabilmesi için;
· Bireyin çevrenin beklentilerini karşılayabilmesi,
· Çevrenin bireyin temel ihtiyaçlarına cevap verebilmesi,
· Bireyin kaynaklara erişebilmesi,
· Bireyin sosyal rollerini yerine getirebilmesi
gerekir.
Birey-çevre uyumsuzluğu
Bireyin ihtiyaçları ile çevrenin sunduğu imkânların veya bireyin kapasitesi ile çevrenin taleplerinin uyuşmamasıdır.
Örneğin engelli bir bireyin kamu hizmetinden fiziksel erişim engeli nedeniyle yararlanamaması yalnızca bireysel bir yetersizlik değildir. Bireyin ihtiyacı ile çevresel koşullar arasında uyumsuzluk bulunmaktadır.
Sınav notu
Sosyal hizmette değişim yalnızca bireyde gerçekleştirilmez. Gerektiğinde bireyin çevresinin, hizmetlerin veya toplumsal koşulların değiştirilmesi de amaçlanır.
15. SOSYAL ÇEVRE
Sosyal çevre; bireyin ilişki içinde bulunduğu kişiler, gruplar, kurumlar ve toplumsal yapılardan oluşan çevredir.
Sosyal çevrenin unsurları şunlardır:
· Aile,
· Akrabalar,
· Arkadaşlar,
· Komşular,
· Okul,
· İş yeri,
· Kurumlar,
· Yerel toplum,
· Kültürel yapı,
· Toplumsal normlar.
Sosyal çevre birey açısından hem destek kaynağı hem de sorun kaynağı olabilir.
Örneğin aile;
· Bireye sevgi ve maddi destek sağlayabilir,
· Aynı zamanda çatışma, ihmal veya şiddet kaynağı olabilir.
16. SOSYAL DESTEK
Sosyal destek; bireyin ailesi, arkadaşları, çevresi veya kurumlar tarafından sağlanan duygusal, bilgisel, maddi ve uygulamaya yönelik yardımlardır.
Sosyal destek türleri
Duygusal destek
Kişiye sevgi, güven, anlayış ve moral sağlanmasıdır.
Bilgisel destek
Kişinin ihtiyaç duyduğu bilgi, öneri ve rehberliğin sağlanmasıdır.
Maddi destek
Para, gıda, giyim, barınma veya eşya gibi maddi kaynakların sağlanmasıdır.
Araçsal destek
Kişinin günlük yaşamını kolaylaştıran somut yardımların sağlanmasıdır.
Örneğin;
· Ulaşım desteği,
· Çocuk bakımına yardım,
· Hastaneye götürme,
· İş başvurusu yapmasına yardımcı olma.
Değerlendirme desteği
Bireyin kendisini, davranışlarını ve içinde bulunduğu durumu değerlendirebilmesini kolaylaştıran geri bildirimlerin sağlanmasıdır.
Sosyal desteğin önemi
Sosyal destek;
· Stresle baş etmeyi kolaylaştırabilir.
· Yalnızlık duygusunu azaltabilir.
· Sorun çözme kapasitesini artırabilir.
· Psikolojik dayanıklılığı destekleyebilir.
· Sosyal işlevselliği güçlendirebilir.
17. SOSYAL DESTEK AĞI
Sosyal destek ağı; bireyin yardım, bilgi, güven, ilişki veya kaynak sağlayabileceği kişi, grup ve kuruluşlardan oluşan ilişkiler bütünüdür.
Sosyal destek ağında;
· Aile üyeleri,
· Akrabalar,
· Arkadaşlar,
· Komşular,
· İş arkadaşları,
· Kamu kurumları,
· Yerel yönetimler,
· Sivil toplum kuruluşları,
· Meslek kuruluşları
yer alabilir.
Doğal destek kaynakları
Bireyin günlük yaşamında doğal olarak ilişki kurduğu kişilerden sağlanan desteklerdir.
Örneğin;
· Aile,
· Akraba,
· Arkadaş,
· Komşu.
Resmî destek kaynakları
Kamu kurumları, yerel yönetimler, özel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından sunulan desteklerdir.
Sınav notu
Sosyal destek, sağlanan yardımın kendisini; sosyal destek ağı ise bu yardımın alınabileceği kişi ve kuruluşlardan oluşan ilişkiler bütününü ifade eder.
18. KAYNAK
Kaynak; bireyin ihtiyaçlarını karşılamak, sorunlarını çözmek veya sosyal işlevselliğini geliştirmek amacıyla yararlanabileceği kişi, hizmet, hak, kurum, bilgi, beceri ve olanaklardır.
İç kaynaklar
Bireyin kendisinde bulunan özellik ve kapasitelerdir.
Örneğin;
· Bilgi,
· Beceri,
· Meslek,
· Eğitim,
· Sorun çözme yeteneği,
· Motivasyon,
· Geçmiş deneyimler,
· İletişim becerisi.
Dış kaynaklar
Bireyin çevresinde bulunan ve ihtiyaç duyduğunda yararlanabileceği olanaklardır.
Örneğin;
· Aile desteği,
· Sosyal yardımlar,
· Sağlık hizmetleri,
· Eğitim kurumları,
· İstihdam hizmetleri,
· Barınma hizmetleri,
· Yerel yönetimler,
· Sivil toplum kuruluşları.
Resmî kaynaklar
Kanun, yönetmelik veya kurumsal düzenlemeler çerçevesinde hizmet sunan kuruluş ve sistemlerdir.
Gayriresmî kaynaklar
Aile, arkadaş, akraba ve komşu gibi bireyin doğal ilişkilerinden oluşan kaynaklardır.
19. GÜÇLÜ YÖN
Güçlü yön; bireyin sorunlarla baş etmesini ve yaşamını düzenlemesini kolaylaştırabilecek olumlu özellik, beceri, deneyim, ilişki veya kaynaktır.
Güçlü yönlere;
· Değişim isteği,
· Öğrenme kapasitesi,
· Mesleki deneyim,
· İletişim becerisi,
· Aile desteği,
· Dayanıklılık,
· Problem çözme becerisi,
· Geçmiş başarılar,
· Sanatsal veya sportif yetenekler
örnek verilebilir.
Güçlü yön ile kaynak arasındaki ilişki
Güçlü yön, bireyin sahip olduğu veya kullanabileceği olumlu kapasiteyi ifade eder.
Kaynak ise ihtiyacın karşılanmasında yararlanılabilecek daha geniş kişi, kurum, hizmet, hak ve imkânlar bütünüdür.
Sınav notu
Sosyal hizmette birey yalnızca eksiklikleri, sorunları veya riskleri üzerinden değerlendirilmez. Bireyin güçlü yönleri ve mevcut kaynakları da dikkate alınır.
20. KAPASİTE
Kapasite; bireyin ihtiyaçlarını karşılayabilmek, karar verebilmek, sorunlarla baş edebilmek ve sosyal rollerini yerine getirebilmek için sahip olduğu yetenek ve imkânların bütünüdür.
Kapasite;
· Bilgi,
· Beceri,
· Deneyim,
· Fiziksel imkân,
· Psikolojik dayanıklılık,
· Sosyal destek,
· Ekonomik kaynak
gibi unsurları içerebilir.
Bir bireyin belirli bir alanda sınırlılık yaşaması, diğer alanlarda kapasitesinin bulunmadığı anlamına gelmez.
21. BAŞ ETME KAPASİTESİ
Baş etme kapasitesi; bireyin stres, kriz, kayıp, çatışma ve diğer yaşam güçlükleri karşısında kullandığı düşünsel, duygusal ve davranışsal yolların bütünüdür.
Etkili baş etme örnekleri
· Sorun hakkında bilgi edinmek,
· Destek istemek,
· Plan yapmak,
· Uygun kurumlara başvurmak,
· Duyguları sağlıklı biçimde ifade etmek,
· Alternatif çözüm yolları geliştirmek.
Etkisiz baş etme örnekleri
· Sorunu tamamen inkâr etmek,
· Şiddete başvurmak,
· Madde kullanımına yönelmek,
· Sürekli kaçınmak,
· Kendisine veya başkasına zarar vermek.
Baş etme biçiminin uygunluğu, içinde bulunulan duruma ve ortaya çıkardığı sonuçlara göre değerlendirilir.
22. DAYANIKLILIK
Dayanıklılık; bireyin olumsuz yaşam olayları, stres, kriz veya travma karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve yaşamını sürdürebilme kapasitesidir.
Dayanıklılık, kişinin hiç etkilenmemesi anlamına gelmez. Zorlayıcı koşullardan etkilenmesine rağmen işlevselliğini yeniden kurabilmesini ifade eder.
Dayanıklılığı destekleyen unsurlar
· Güvenli ilişkiler,
· Aile ve sosyal destek,
· Sorun çözme becerisi,
· Umut,
· Eğitim,
· Ekonomik imkânlar,
· Uygun kurumsal hizmetler,
· Kişisel başarı deneyimleri.
Risk ile dayanıklılık arasındaki ilişki
Risk faktörlerinin bulunması kişinin mutlaka olumsuz sonuç yaşayacağı anlamına gelmez. Koruyucu faktörler ve dayanıklılık, risklerin etkisini azaltabilir.
23. RİSK
Risk; bireyin zarar görmesi, başkasına zarar vermesi, hak kaybına uğraması veya mevcut durumunun kötüleşmesi ihtimalidir.
Risk kavramı, gerçekleşmiş zararı değil, zararın gerçekleşme olasılığını ifade eder.
Risk örnekleri
· Kendine zarar verme riski,
· Başkasına zarar verme riski,
· İhmal veya istismar riski,
· Yeniden suç işleme riski,
· Madde kullanımına yeniden başlama riski,
· Evsiz kalma riski,
· Aile bağlarının kopması riski,
· Sosyal dışlanma riski.
Risk faktörü
Olumsuz bir sonucun ortaya çıkma ihtimalini artıran kişisel, ailesel, çevresel veya toplumsal unsurdur.
Örneğin;
· Yoğun aile çatışması,
· İşsizlik,
· Sosyal destek eksikliği,
· Madde kullanım öyküsü,
· Güvensiz yaşam çevresi
risk faktörü olabilir.
Önemli not
Risk faktörünün bulunması, olumsuz sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
24. KORUYUCU FAKTÖR
Koruyucu faktör; riskin gerçekleşme ihtimalini veya risk ortaya çıktığında meydana gelebilecek zararı azaltan kişisel, ailesel, toplumsal ya da kurumsal unsurdur.
Koruyucu faktör örnekleri
· Destekleyici aile ilişkileri,
· Güvenli barınma,
· Düzenli gelir,
· Meslek sahibi olma,
· Olumlu arkadaş çevresi,
· Tedaviye devam etme,
· Değişim isteği,
· Kurumlarla iş birliği,
· Eğitim imkânı,
· Sosyal destek ağı.
Risk faktörü ile koruyucu faktör arasındaki fark
Risk faktörü, olumsuz sonucun ortaya çıkma ihtimalini artırır.
Koruyucu faktör, olumsuz sonucun ortaya çıkma ihtimalini veya etkisini azaltır.
25. GÜÇLENDİRME
Güçlendirme; bireyin kendi yaşamı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmasını, karar verme kapasitesini geliştirmesini, haklarını kullanmasını ve kaynaklara erişmesini sağlayan süreçtir.
Güçlendirme kavramının temel unsurları şunlardır:
· Kendi gücünün farkına varma,
· Kararlara katılma,
· Seçeneklere erişme,
· Kaynakları kullanabilme,
· Haklarını öğrenme,
· Sorun çözme kapasitesini geliştirme,
· Bağımsız hareket edebilme.
Güçlendirme ne değildir?
Güçlendirme;
· Kişi adına bütün kararları vermek,
· Kişinin her ihtiyacını onun yerine karşılamak,
· Kişiyi sosyal çalışmacıya bağımlı hâle getirmek,
· Kişinin kendi sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmak
değildir.
Güçlendirmede amaç, müracaatçının kendi yaşamını düzenleme ve sorunlarını çözme kapasitesini geliştirmektir.
26. KATILIM
Katılım; bireyin kendisini ilgilendiren değerlendirme, planlama, karar verme ve uygulama süreçlerine aktif biçimde dâhil olmasıdır.
Katılımın temel unsurları şunlardır:
· Bireyin görüşünün alınması,
· Seçenekler hakkında bilgilendirilmesi,
· Karar sürecine dâhil edilmesi,
· Amaçların birlikte belirlenmesi,
· Kişinin pasif hizmet alıcısı olarak görülmemesi.
Katılım, kişinin her talebinin kabul edileceği anlamına gelmez. Kararların hukuka, kurum koşullarına ve bireyin yararına uygun olması gerekir.
27. ÖZ BELİRLEME
Öz belirleme; bireyin kendi yaşamı hakkında seçim yapabilmesi, karar verebilmesi ve yaşamının yönünü belirleyebilmesidir.
Öz belirleme;
· Kişinin seçenekler hakkında bilgi sahibi olmasını,
· Tercihlerini ifade edebilmesini,
· Karar süreçlerine katılmasını,
· Kararlarının sonuçlarını anlayabilmesini
gerektirir.
Öz belirleme hakkı mutlak ve sınırsız değildir. Kişinin kararının;
· Kendisinin veya başkasının güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye düşürmesi,
· Çocuğun üstün yararına aykırı olması,
· Kanuni yükümlülükleri ihlal etmesi,
· Kurum güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmesi
durumlarında gerekli sınırlamalar uygulanabilir.
28. BAĞIMSIZLIK
Bağımsızlık; bireyin yaşamını mümkün olduğu ölçüde başkalarına bağımlı olmadan sürdürebilmesi ve kendi kararlarını verebilmesidir.
Bağımsızlık, kişinin hiçbir destek almaması anlamına gelmez. Birey gerekli hizmet ve desteklerden yararlanırken kendi kararlarını verme ve yaşamını yönetme kapasitesini koruyabilir.
29. ÖZERKLİK
Özerklik; bireyin kendi değerleri, tercihleri ve kararları doğrultusunda yaşamını yönlendirebilmesidir.
Özerklik;
· Karar verebilme,
· Tercihte bulunabilme,
· Kişisel sınırlarını belirleyebilme,
· Kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olabilme
unsurlarını kapsar.
Bağımsızlık ile özerklik arasındaki fark
Bağımsızlık, kişinin günlük yaşamını başkalarına ihtiyaç duymadan veya sınırlı destekle sürdürebilmesidir.
Özerklik, kişinin destek alıyor olsa bile kendi yaşamı hakkında karar verebilmesidir.
Örneğin günlük yaşamında fiziksel desteğe ihtiyaç duyan engelli bir birey, kendi yaşamına ilişkin kararları verebildiği ölçüde özerk olabilir.
30. BAĞIMLILIK
Bağımlılık kavramı sosyal hizmet alanında iki farklı anlamda kullanılabilir:
Yardıma bağımlılık
Bireyin yaşamını sürdürebilmek için başka kişi veya kurumların desteğine sürekli ihtiyaç duymasıdır.
Bu durum;
· Yaş,
· Engellilik,
· Hastalık,
· Ekonomik yetersizlik,
· Kurumsal koşullar
nedeniyle ortaya çıkabilir.
Madde veya davranış bağımlılığı
Bireyin bir maddeyi kullanma veya belirli bir davranışı sürdürme konusunda kontrolünü kaybetmesi ve zarar görmesine rağmen bu durumu devam ettirmesidir.
Sınav notu
Yardıma ihtiyaç duymak ile bağımlı hâle gelmek aynı şey değildir. Sosyal hizmetin amacı gerekli desteği sunarken bireyin kapasitesini ve bağımsızlığını mümkün olduğunca geliştirmektir.
31. HAK
Hak; hukuk düzeni tarafından tanınan ve korunan yetki, menfaat veya talep imkânıdır.
Sosyal hizmet açısından haklar;
· İnsan hakları,
· Sosyal haklar,
· Çocuk hakları,
· Engelli hakları,
· Kadın hakları,
· Hasta hakları,
· Hükümlü ve tutukluların hakları
gibi alanlarla ilişkilidir.
Hizmetten yararlanma hakkı ile yardım yapan kişi veya kurumun takdirine bağlı bir bağış aynı değildir.
Hak temelli yaklaşımda birey, yalnızca yardıma muhtaç kişi olarak değil, hak sahibi olarak görülür.
32. SOSYAL HAK
Sosyal hak; bireyin insan onuruna uygun bir yaşam sürdürebilmesi için devlet ve toplum tarafından sağlanması gereken ekonomik ve sosyal güvencelerdir.
Sosyal haklara;
· Eğitim hakkı,
· Sağlık hakkı,
· Çalışma hakkı,
· Sosyal güvenlik hakkı,
· Barınma hakkı,
· Sosyal yardım ve sosyal hizmetlere erişim
örnek verilebilir.
Sosyal haklar, kişinin toplumsal yaşamdan eşit biçimde yararlanmasını destekler.
33. SOSYAL YARDIM
Sosyal yardım; kendi imkânlarıyla temel ihtiyaçlarını karşılayamayan birey veya ailelere ayni ya da nakdî destek sağlanmasıdır.
Nakdî yardım
Para olarak sağlanan yardımdır.
Ayni yardım
Para dışında mal veya hizmet şeklinde sağlanan yardımdır.
Örneğin;
· Gıda,
· Yakacak,
· Giyim,
· Barınma,
· Eğitim malzemesi
ayni yardım niteliğindedir.
Sosyal yardımın temel özelliği
Sosyal yardım, kişilerin ekonomik ve sosyal yoksunluklarının azaltılmasına yönelik destek sağlar.
Sosyal yardım ile sosyal hizmet arasındaki fark
Sosyal yardım, esas olarak maddi yoksunluğun giderilmesine yönelik ayni veya nakdî desteklerdir.
Sosyal hizmet, bireyin sosyal işlevselliğini, sorun çözme kapasitesini, çevresiyle ilişkisini ve hizmetlere erişimini geliştirmeye yönelik daha geniş kapsamlı mesleki hizmetler bütünüdür.
Sosyal yardım, sosyal hizmet uygulamasının bir parçası olabilir; ancak sosyal hizmet yalnızca sosyal yardımdan oluşmaz.
34. SOSYAL GÜVENLİK
Sosyal güvenlik; bireylerin gelir kaybına veya gider artışına yol açan sosyal riskler karşısında korunmasını sağlayan sistemlerin bütünüdür.
Sosyal risklere;
· Hastalık,
· Yaşlılık,
· İşsizlik,
· İş kazası,
· Meslek hastalığı,
· Analık,
· Malullük,
· Ölüm
örnek verilebilir.
Sosyal güvenlik, bireyin bu riskler sonucunda ekonomik ve sosyal açıdan korunmasını amaçlar.
Sosyal yardım ile sosyal güvenlik arasındaki fark
Sosyal güvenlik, kişileri belirli sosyal risklere karşı koruyan daha geniş bir sistemdir.
Sosyal yardım, ihtiyaç içinde bulunan kişilere ayni veya nakdî destek sunulmasıdır.
Sosyal yardım, sosyal güvenlik sisteminin primsiz koruma araçlarından biri olarak değerlendirilebilir.
35. SOSYAL SİGORTA
Sosyal sigorta; çalışanların ve hak sahiplerinin belirli sosyal risklere karşı genellikle prim ödenmesi esasına dayalı olarak korunmasını sağlayan sosyal güvenlik yöntemidir.
Sosyal sigortanın temel özellikleri şunlardır:
· Genellikle primli olması,
· Kanunla düzenlenmesi,
· Belirli sosyal risklere karşı koruma sağlaması,
· Hak sahipliği esasına dayanması.
Sosyal sigorta ile sosyal yardım arasındaki fark
Sosyal sigorta, kural olarak prim ödenmesine ve sigortalılık ilişkisine dayanır.
Sosyal yardım, kural olarak ihtiyaç durumuna dayanır ve prim ödenmesini gerektirmez.
36. SOSYAL REFAH
Sosyal refah; bireylerin ve toplumun temel ihtiyaçlarının karşılandığı, yaşam koşullarının iyileştirildiği ve toplumsal imkânlara erişimin desteklendiği genel iyilik durumudur.
Sosyal refah;
· Gelir güvencesi,
· Eğitim,
· Sağlık,
· Barınma,
· İstihdam,
· Sosyal güvenlik,
· Sosyal hizmetler,
· Toplumsal katılım
gibi alanlarla ilişkilidir.
Sosyal refah ile bireysel iyilik hâli arasındaki fark
İyilik hâli, bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan genel durumunu ifade eder.
Sosyal refah, toplumun üyelerine sunduğu sosyal ve ekonomik güvence, hizmet ve yaşam koşullarının genel düzeyini ifade eder.
Refah rejimlerinin türleri ve özellikleri ayrı bir sınav konusu olduğundan bu bölümde ele alınmamıştır.
37. SOSYAL POLİTİKA
Sosyal politika; toplumdaki sosyal ve ekonomik sorunları azaltmak, bireylerin refahını geliştirmek ve sosyal risklere karşı koruma sağlamak amacıyla oluşturulan ilke, karar ve uygulamaların bütünüdür.
Sosyal politika;
· Sosyal güvenlik,
· Sosyal yardım,
· Sosyal hizmet,
· Sağlık,
· Eğitim,
· İstihdam,
· Konut,
· Aile,
· Çocuk,
· Yaşlılık,
· Engellilik
gibi alanları kapsayabilir.
Sosyal politika ile sosyal hizmet arasındaki ilişki
Sosyal politika, hizmetlerin genel amaçlarını, kapsamını ve kurumsal çerçevesini belirler.
Sosyal hizmet ise bu politikaların birey, aile, grup ve toplum düzeyinde uygulanmasında görev alan meslek ve hizmet alanlarından biridir.
38. TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME
Toplumsal bütünleşme; bireylerin toplumun ortak yaşamına, kurumlarına, ilişkilerine ve değerlerine katılabilmesi ve toplumun bir parçası olarak kabul edilmesidir.
Toplumsal bütünleşme;
· Eğitim,
· İstihdam,
· Aile ve sosyal ilişkiler,
· Toplumsal katılım,
· Hak ve hizmetlere erişim,
· Ayrımcılığın önlenmesi
ile ilişkilidir.
Ceza infaz kurumundan tahliye edilen kişinin;
· İş bulabilmesi,
· Aile ilişkilerini sürdürebilmesi,
· Barınma imkânına ulaşabilmesi,
· Kamu hizmetlerinden yararlanabilmesi,
· Toplum tarafından kabul edilmesi
toplumsal bütünleşmesini destekler.
39. SOSYAL İÇERME
Sosyal içerme; toplumun dışında kalma riski bulunan bireylerin ekonomik, sosyal, kültürel ve toplumsal yaşama katılmalarını sağlayan süreçtir.
Sosyal içerme;
· Eğitim hizmetlerine erişimi,
· İstihdama katılımı,
· Sağlık hizmetlerinden yararlanmayı,
· Barınma imkânına ulaşmayı,
· Sosyal ilişkiler kurmayı,
· Toplumsal karar süreçlerine katılmayı
destekler.
Toplumsal bütünleşme ile sosyal içerme arasındaki ilişki
Sosyal içerme, bireyin toplumdaki hak, hizmet ve fırsatlara erişimini sağlayan süreçtir.
Toplumsal bütünleşme ise bireyin toplumun bir parçası hâline gelmesini ve toplumsal ilişkiler içinde yer almasını ifade eden daha genel durumdur.
40. SOSYAL DIŞLANMA
Sosyal dışlanma; bireyin toplumdaki ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hak, kaynak ve fırsatlara yeterli biçimde erişememesi ve toplumsal yaşamın dışında kalmasıdır.
Sosyal dışlanma;
· İşsizlik,
· Yoksulluk,
· Eğitim yetersizliği,
· Barınma sorunu,
· Ayrımcılık,
· Damgalanma,
· Sosyal destek eksikliği,
· Suç geçmişi
gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.
Sosyal dışlanmanın boyutları
· Ekonomik dışlanma,
· Eğitimden dışlanma,
· İstihdamdan dışlanma,
· Sağlık hizmetlerinden dışlanma,
· Toplumsal ilişkilerden dışlanma,
· Siyasal katılımdan dışlanma.
Sosyal içerme ile sosyal dışlanma arasındaki fark
Sosyal dışlanma, bireyin hak, kaynak ve toplumsal yaşama erişiminin azalmasını ifade eder.
Sosyal içerme, bu engellerin ortadan kaldırılarak bireyin toplum yaşamına katılımının sağlanmasını ifade eder.
41. DAMGALAMA
Damgalama; bir kişinin belirli bir özelliği, davranışı, hastalığı, sosyal durumu veya geçmişi nedeniyle olumsuz biçimde etiketlenmesidir.
Damgalamaya;
· “Eski hükümlüler değişmez.”
· “Bağımlı kişilere güvenilmez.”
· “Ruhsal hastalığı olan herkes tehlikelidir.”
· “Yoksulluk tamamen kişinin kendi hatasıdır.”
şeklindeki genellemeler örnek verilebilir.
Damgalamanın sonuçları
· Toplumsal kabulün azalması,
· İş bulma güçlüğü,
· Sosyal ilişkilerin zayıflaması,
· Hizmetlere başvurmaktan kaçınma,
· Benlik saygısının azalması,
· Ayrımcılık,
· Sosyal dışlanma.
Damgalama ile ayrımcılık arasındaki fark
Damgalama, kişiye olumsuz bir özellik veya etiket yüklenmesidir.
Ayrımcılık, bu olumsuz değerlendirmeye dayanılarak kişiye farklı ve haksız muamele yapılmasıdır.
Damgalama düşünce ve tutum boyutunda kalabilirken ayrımcılık davranış ve uygulama boyutuna dönüşür.
42. AYRIMCILIK
Ayrımcılık; kişilerin belirli özellikleri nedeniyle hak, hizmet ve fırsatlardan eşit biçimde yararlanmalarının engellenmesi veya olumsuz muameleye maruz bırakılmasıdır.
Ayrımcılığa neden olabilecek özellikler arasında;
· Yaş,
· Cinsiyet,
· Engellilik,
· Sağlık durumu,
· Dil,
· Etnik köken,
· İnanç,
· Ekonomik durum,
· Sosyal statü,
· Suç geçmişi
yer alabilir.
Doğrudan ayrımcılık
Bir kişiye sahip olduğu bir özellik nedeniyle açık biçimde daha olumsuz davranılmasıdır.
Dolaylı ayrımcılık
Görünüşte herkese eşit uygulanan bir kuralın belirli kişi veya gruplar açısından daha olumsuz sonuç doğurmasıdır.
Eşitlik amacıyla farklı destek sağlanması
Farklı ihtiyacı bulunan kişiye hizmetten etkili biçimde yararlanabilmesi için uygun destek sağlanması ayrımcılık değildir.
Örneğin engelli birey için erişilebilir fiziksel koşullar oluşturulması, eşit yararlanmayı sağlamaya yönelik bir düzenlemedir.
43. EŞİTLİK
Eşitlik; bireylerin hak ve hizmetlerden ayrım yapılmaksızın yararlanabilmesini ifade eder.
Biçimsel eşitlik
Herkese aynı şekilde davranılmasıdır.
Fırsat eşitliği
Bireylerin hizmet ve imkânlara ulaşabilmeleri için eşit başlangıç fırsatlarına sahip olmasıdır.
Sonuçlarda eşitliği destekleme
Dezavantaj veya engeller nedeniyle hizmetlerden eşit biçimde yararlanamayan kişilere gerekli desteklerin sağlanmasıdır.
Sınav notu
Herkese aynı hizmeti vermek her zaman gerçek eşitliği sağlamaz. İhtiyaçları farklı olan kişilere uygun ve ölçülü desteklerin sunulması, hizmetlerden eşit biçimde yararlanmayı sağlayabilir.
44. HAKKANİYET
Hakkaniyet; bireylerin farklı ihtiyaç ve koşullarının dikkate alınarak adil biçimde desteklenmesidir.
Eşitlik ile hakkaniyet arasındaki fark
Eşitlik, kişilere aynı hak ve fırsatların tanınmasını ifade eder.
Hakkaniyet, kişilerin farklı ihtiyaçları ve karşılaştıkları engeller dikkate alınarak adil sonuca ulaşmaları için gerekli desteğin sağlanmasını ifade eder.
Örneğin herkes için aynı bilgilendirme metninin hazırlanması eşitlik olarak görülebilir. Görme engelli bireye erişilebilir formatta bilgilendirme yapılması ise hakkaniyeti ve fiilî eşitliği destekler.
45. SOSYAL ADALET
Sosyal adalet; toplumdaki hak, fırsat, kaynak ve yükümlülüklerin adil biçimde dağıtılmasını ve bireylerin insan onuruna uygun yaşam koşullarına ulaşabilmesini ifade eder.
Sosyal adalet;
· Eşitsizliklerin azaltılmasını,
· Ayrımcılığın önlenmesini,
· Temel ihtiyaçların karşılanmasını,
· Hak ve hizmetlere erişimi,
· Kaynakların adil dağıtılmasını,
· Toplumsal katılımı
kapsar.
Sosyal adalet sosyal hizmet mesleğinin temel dayanaklarından biridir.
Sosyal adaletin mesleki etik içerisindeki ayrıntılı yeri, “Sosyal Çalışma Mesleğinin Etik İlke ve Değerleri” başlığında ele alınmalıdır.
46. İNSAN ONURU
İnsan onuru; her bireyin yalnızca insan olması nedeniyle değerli ve saygıya layık olmasıdır.
İnsan onuru;
· Kişinin ekonomik durumuna,
· Sağlık durumuna,
· Eğitimine,
· Sosyal statüsüne,
· Geçmişine,
· İşlediği suça,
· Kurumda bulunma durumuna
bağlı değildir.
Ceza infaz kurumunda bulunan bir kişinin özgürlüğü sınırlandırılmış olsa da insan onuru ve özgürlüğün sınırlandırılmasıyla bağdaşan temel hakları korunmaya devam eder.
47. İNSAN HAKLARI
İnsan hakları; her bireyin yalnızca insan olması nedeniyle sahip olduğu, insan onuruna dayanan temel hak ve özgürlüklerdir.
İnsan haklarının temel özellikleri şunlardır:
· Evrenseldir.
· İnsan onuruna dayanır.
· Ayrım gözetilmeksizin herkes için geçerlidir.
· Birbiriyle bağlantılıdır.
· Devredilemez niteliktedir.
· Hukuk düzeni tarafından korunur.
Sosyal hizmet açısından önemli haklara;
· Yaşama hakkı,
· İnsan onurunun korunması,
· Kötü muamele yasağı,
· Özel hayatın korunması,
· Eğitim hakkı,
· Sağlık hakkı,
· Sosyal güvenlik hakkı,
· Aile hayatına saygı,
· Ayrımcılık yasağı
örnek verilebilir.
48. KIRILGANLIK/İNCİNEBİLİRLİK
Kırılganlık veya incinebilirlik; bireyin kişisel, sosyal, ekonomik ya da çevresel koşullar nedeniyle zarar görmeye veya hak kaybına uğramaya daha açık olmasıdır.
Kırılganlığı artırabilecek durumlara;
· Çocukluk,
· İleri yaş,
· Engellilik,
· Kronik hastalık,
· Ruhsal sorun,
· Yoksulluk,
· Sosyal destek eksikliği,
· Şiddet mağduriyeti,
· Göç,
· Özgürlüğünden yoksun bırakılma
örnek verilebilir.
Önemli not
Kırılganlık, kişinin güçsüz veya yetersiz olduğu anlamına gelmez. Bireyin belirli koşullar nedeniyle daha fazla riskle karşı karşıya bulunduğunu ifade eder.
Dezavantajlı birey ve grupların türleri ayrı bir sınav konusu olduğundan bu bölümde ayrıntılı gruplandırmaya girilmemiştir.
49. DEZAVANTAJ
Dezavantaj; bireyin toplumsal kaynaklara, haklara ve fırsatlara erişimini güçleştiren sosyal, ekonomik, fiziksel, kültürel veya kurumsal engellerdir.
Dezavantaj;
· Bireyin doğrudan kişisel yetersizliğini ifade etmez.
· Çevresel ve toplumsal koşullardan kaynaklanabilir.
· Birden fazla dezavantajın aynı kişide birleşmesiyle ağırlaşabilir.
· Uygun sosyal politikalar ve hizmetlerle azaltılabilir.
Örneğin suç geçmişi bulunan bir kişinin yeterli mesleki beceriye sahip olmasına rağmen damgalanma nedeniyle iş bulamaması, toplumsal koşullardan kaynaklanan bir dezavantajdır.
50. KORUMA
Koruma; bireyin ihmal, istismar, şiddet, sömürü, zarar veya hak kaybından uzak tutulması amacıyla alınan önlemlerin bütünüdür.
Koruma kavramı;
· Tehlikenin önlenmesini,
· Güvenli ortamın sağlanmasını,
· Hakların korunmasını,
· Gerektiğinde kurumsal veya hukuki önlemler alınmasını
kapsar.
Koruma hizmetlerinin amacı yalnızca kişi zarar gördükten sonra müdahale etmek değil, zararın ortaya çıkmasını önlemektir.
51. BAKIM
Bakım; günlük yaşam faaliyetlerini tek başına yerine getirmekte güçlük yaşayan bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetlerin bütünüdür.
Bakım;
· Evde,
· Gündüzlü kuruluşta,
· Yatılı kuruluşta,
· Aile yanında,
· Toplum temelli hizmetler aracılığıyla
sunulabilir.
Bakım ile koruma arasındaki fark
Bakım, kişinin günlük yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasına yöneliktir.
Koruma, kişinin zarar, ihmal, istismar veya hak ihlalinden uzak tutulmasına yöneliktir.
Bir kişi aynı anda hem bakım hem de korunma ihtiyacı içinde olabilir.
52. REHABİLİTASYON
Rehabilitasyon; bireyin hastalık, engellilik, bağımlılık, suç davranışı, travma veya başka bir yaşam güçlüğü sonucunda kaybettiği ya da zayıflayan işlevlerini mümkün olan en üst düzeyde yeniden kazanmasını amaçlayan hizmetler bütünüdür.
Rehabilitasyon;
· Tıbbi,
· Psikolojik,
· Sosyal,
· Mesleki,
· Eğitsel
boyutlara sahip olabilir.
Sosyal rehabilitasyon
Bireyin sosyal ilişkilerini, toplumsal rollerini ve toplum yaşamına katılımını yeniden geliştirmeye yönelik çalışmalardır.
Mesleki rehabilitasyon
Bireyin çalışma yaşamına hazırlanmasını, mesleki beceri kazanmasını veya yeniden istihdama katılmasını destekleyen çalışmalardır.
Rehabilitasyon ile tedavi arasındaki fark
Tedavi, hastalık veya bozukluğun ortadan kaldırılmasına ya da etkilerinin azaltılmasına yönelir.
Rehabilitasyon, bireyin günlük yaşam, sosyal ilişki, eğitim ve çalışma alanlarındaki işlevselliğini yeniden geliştirmeye yönelir.
53. TOPLUMA YENİDEN KAZANDIRMA
Topluma yeniden kazandırma; bireyin toplumla bağlarının güçlendirilmesini, sosyal rollerini yeniden üstlenmesini ve toplum yaşamına uyumlu biçimde katılmasını destekleyen süreçtir.
Ceza infaz alanında topluma yeniden kazandırma;
· Yeniden suç işlemeyi önlemeyi,
· Bireyin sorumluluk bilincini geliştirmeyi,
· Eğitim ve meslek edinmesini,
· Aile ilişkilerini güçlendirmeyi,
· Tahliye sonrasına hazırlanmasını,
· Toplumla sağlıklı bağ kurmasını
amaçlar.
Topluma yeniden kazandırma yalnızca bireyin değişmesini değil, bireyin topluma katılımını engelleyen çevresel ve toplumsal koşulların da dikkate alınmasını gerektirir.
54. SOSYAL UYUM
Sosyal uyum; bireyin içinde yaşadığı çevrenin kurallarını anlayabilmesi, sosyal ilişkilerini sürdürebilmesi ve toplumsal rollerini yerine getirebilmesidir.
Sosyal uyum, bireyin kişiliğini veya bütün farklılıklarını terk etmesi anlamına gelmez.
Sağlıklı sosyal uyum;
· Bireysel özelliklerin korunması,
· Toplumsal kurallara uygun davranılması,
· Karşılıklı haklara saygı gösterilmesi,
· Sosyal ilişkilerin sürdürülebilmesi
arasında denge kurulmasını ifade eder.
55. SOSYALLEŞME
Sosyalleşme; bireyin içinde yaşadığı toplumun değerlerini, normlarını, rollerini ve davranış biçimlerini öğrenerek toplumun bir üyesi hâline gelmesi sürecidir.
Birincil sosyalleşme
Çocukluk döneminde özellikle aile aracılığıyla gerçekleşen temel sosyalleşme sürecidir.
İkincil sosyalleşme
Okul, iş, arkadaş grubu, kurumlar ve diğer toplumsal ortamlar aracılığıyla devam eden sosyalleşme sürecidir.
Yeniden sosyalleşme
Bireyin yeni bir sosyal çevreye veya yaşam biçimine uyum sağlamak için yeni değer, rol ve davranış biçimleri öğrenmesidir.
Ceza infaz kurumuna giriş ve tahliye sonrası toplum yaşamına dönüş, yeniden sosyalleşme süreçleriyle ilişkili olabilir.
56. NORMALLEŞME
Normalleşme; hizmet alan bireylerin mümkün olduğunca toplumdaki diğer bireylere benzer yaşam koşullarına, fırsatlara ve gündelik yaşam düzenine sahip olmasının desteklenmesidir.
Normalleşme, kişilerin farklılıklarının ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Amaç;
· Toplumsal yaşamdan ayrıştırılmamaları,
· Gereksiz kurumsal bağımlılığın azaltılması,
· Toplum içinde yaşamalarının desteklenmesi,
· Olağan yaşam deneyimlerine ulaşabilmeleridir.
57. KURUMSAL BAKIM
Kurumsal bakım; bakım, korunma veya rehabilitasyon ihtiyacı bulunan bireylere yatılı bir kuruluş ortamında sürekli ya da belirli süreyle hizmet sunulmasıdır.
Kurumsal bakım;
· Barınma,
· Beslenme,
· Sağlık,
· Güvenlik,
· Psikososyal destek,
· Eğitim veya rehabilitasyon
hizmetlerini kapsayabilir.
Kurumsallaşma
Bireyin uzun süre kurum ortamında kalması sonucunda kurum kurallarına aşırı bağımlı hâle gelmesi, bağımsız karar verme ve günlük yaşam becerilerinin zayıflaması durumudur.
Kurumsallaşma, kurumsal bakımın zorunlu sonucu değildir; ancak uzun süreli ve bireysel ihtiyaçları dikkate almayan kurum yaşamında ortaya çıkabilir.
58. TOPLUM TEMELLİ HİZMET
Toplum temelli hizmet; bireyin mümkün olduğunca kendi ailesi, çevresi ve toplum içinde yaşamını sürdürmesini destekleyen hizmet anlayışıdır.
Toplum temelli hizmetler;
· Bireyin toplumdan ayrıştırılmasını azaltmayı,
· Aile ve sosyal ilişkilerini korumayı,
· Yerel kaynaklardan yararlanmasını,
· Bağımsız yaşamını desteklemeyi
amaçlar.
Kurumsal bakım ile toplum temelli hizmet arasındaki fark
Kurumsal bakım, hizmetin yatılı bir kuruluş ortamında sunulmasıdır.
Toplum temelli hizmet, desteğin bireyin yaşadığı çevre içinde veya topluma yakın ortamlarda sunulmasıdır.
59. ÖNLEME
Önleme; sosyal sorun veya risk ortaya çıkmadan önce ya da erken aşamada gerekli tedbirlerin alınmasıdır.
Birincil önleme
Sorun ortaya çıkmadan önce risk faktörlerini azaltmaya yöneliktir.
Örneğin çocuk ihmalini önlemeye yönelik aile eğitimleri.
İkincil önleme
Riskin veya sorunun ilk belirtileri ortaya çıktığında erken müdahale edilmesidir.
Örneğin okula devamsızlığı artan çocuğun ailesiyle erken dönemde çalışma yapılması.
Üçüncül önleme
Ortaya çıkmış sorunun tekrarını, ağırlaşmasını veya kalıcı zararlarını önlemeye yöneliktir.
Örneğin tahliye edilen kişinin yeniden suç işlemesini önlemeye yönelik desteklenmesi.
Sınav notu
· Birincil önleme: Sorun ortaya çıkmadan önce.
· İkincil önleme: Sorunun erken aşamasında.
· Üçüncül önleme: Sorun ortaya çıktıktan sonra tekrarını veya ağırlaşmasını engelleme.
60. KORUYUCU, ÖNLEYİCİ, İYİLEŞTİRİCİ VE GELİŞTİRİCİ HİZMETLER
Koruyucu hizmet
Bireyin zarar görmesini, hak kaybına uğramasını veya tehlikeye maruz kalmasını engellemeye yöneliktir.
Önleyici hizmet
Bir sosyal sorunun ortaya çıkmasını veya tekrar etmesini engellemeye yöneliktir.
İyileştirici hizmet
Ortaya çıkmış sorunun etkilerini azaltmaya ve bireyin işlevselliğini yeniden kazanmasına yöneliktir.
Geliştirici hizmet
Bireyin mevcut bilgi, beceri, kapasite ve yaşam koşullarını daha ileri bir düzeye çıkarmaya yöneliktir.
Örnek
Bir hükümlüye yönelik;
· Kendine zarar verme riskine karşı tedbir alınması koruyucu,
· Yeniden suç işlemeyi önlemeye yönelik eğitim verilmesi önleyici,
· Bozulan aile ilişkilerinin yeniden kurulmasına destek olunması iyileştirici,
· Yeni mesleki beceriler kazandırılması geliştirici
nitelik taşıyabilir.
TEMEL KAVRAMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
Sosyal hizmet – Sosyal yardım
Sosyal hizmet:
Sosyal işlevselliği geliştirmeye yönelik geniş kapsamlı mesleki hizmetler bütünüdür.
Sosyal yardım:
Ekonomik yoksunluğu azaltmaya yönelik ayni veya nakdî destektir.
Sosyal hizmet – Sosyal güvenlik
Sosyal hizmet:
Bireylerin ihtiyaçlarını, ilişkilerini ve sosyal işlevselliklerini ele alan hizmet alanıdır.
Sosyal güvenlik:
Bireyleri hastalık, yaşlılık, işsizlik ve benzeri sosyal risklere karşı koruyan sistemdir.
Sosyal yardım – Sosyal sigorta
Sosyal yardım:
İhtiyaç durumuna dayanır; kural olarak prim ödenmesini gerektirmez.
Sosyal sigorta:
Kural olarak prim ve sigortalılık ilişkisine dayanır.
Sosyal destek – Sosyal destek ağı
Sosyal destek:
Bireye sağlanan duygusal, bilgisel, maddi veya araçsal yardımdır.
Sosyal destek ağı:
Bu desteklerin sağlanabileceği kişiler ve kuruluşlar bütünüdür.
Risk faktörü – Koruyucu faktör
Risk faktörü:
Olumsuz sonucun ortaya çıkma ihtimalini artırır.
Koruyucu faktör:
Olumsuz sonucun ortaya çıkma ihtimalini veya etkisini azaltır.
Damgalama – Ayrımcılık
Damgalama:
Kişiye olumsuz bir özellik veya etiket yüklenmesidir.
Ayrımcılık:
Bu özellik nedeniyle kişiye farklı ve haksız muamele yapılmasıdır.
Sosyal dışlanma – Sosyal içerme
Sosyal dışlanma:
Hak, kaynak ve toplumsal yaşama erişimin azalmasıdır.
Sosyal içerme:
Bireyin hak, kaynak ve toplumsal yaşama katılımının desteklenmesidir.
Eşitlik – Hakkaniyet
Eşitlik:
Herkese aynı hak ve fırsatların tanınmasıdır.
Hakkaniyet:
Farklı ihtiyaçlar dikkate alınarak adil sonuca ulaşmak için uygun destek sağlanmasıdır.
Bağımsızlık – Özerklik
Bağımsızlık:
Günlük yaşamın mümkün olduğunca başkasına ihtiyaç duyulmadan sürdürülebilmesidir.
Özerklik:
Destek alınsa bile kişinin kendi yaşamı hakkında karar verebilmesidir.
Koruma – Bakım
Koruma:
Bireyin zarar, ihmal, istismar ve hak kaybından korunmasıdır.
Bakım:
Günlük yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetlerdir.
Tedavi – Rehabilitasyon
Tedavi:
Hastalığın veya bozukluğun ortadan kaldırılması ya da etkisinin azaltılmasıdır.
Rehabilitasyon:
Bireyin kaybettiği veya zayıflayan işlevlerini yeniden kazanmasının desteklenmesidir.
Kurumsal bakım – Toplum temelli hizmet
Kurumsal bakım:
Hizmetin yatılı kuruluş ortamında sunulmasıdır.
Toplum temelli hizmet:
Bireyin kendi çevresi ve toplum içinde desteklenmesidir.
SINAV İÇİN HAP BİLGİLER
- Sosyal çalışma ve sosyal hizmet kavramları çoğunlukla aynı mesleği ve akademik disiplini ifade eder.
- Sosyal hizmet, uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir.
- Sosyal hizmetin temel amacı yalnızca maddi yardım sağlamak değil, sosyal işlevselliği ve iyilik hâlini geliştirmektir.
- Sosyal hizmet bireyi çevresinden bağımsız değerlendirmez.
- “Çevresi içinde birey” anlayışında bireysel ve çevresel unsurlar birlikte ele alınır.
- Sosyal işlevsellik, bireyin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve sosyal rollerini yerine getirebilmesi kapasitesidir.
- Müracaatçı yalnızca kendi isteğiyle başvuran kişi değildir.
- Müracaatçı birey, aile, grup veya topluluk olabilir.
- Sosyal destek yardımın kendisini, sosyal destek ağı ise yardım alınabilecek ilişkiler bütününü ifade eder.
- İç kaynaklar bireyin kendi kapasitesini; dış kaynaklar çevresindeki kişi, kurum ve hizmetleri kapsar.
- Risk faktörü olumsuz sonuç ihtimalini artırır; koruyucu faktör bu ihtimali veya zararın etkisini azaltır.
- Riskin bulunması, olumsuz sonucun kesin olarak gerçekleşeceği anlamına gelmez.
- Güçlendirme, müracaatçı adına bütün kararların verilmesi değildir.
- Katılım, müracaatçının kendisiyle ilgili süreçlerde aktif olarak yer almasıdır.
- Öz belirleme hakkı mutlak ve sınırsız değildir.
- Sosyal yardım ayni veya nakdî olabilir.
- Sosyal hizmet, sosyal yardımdan daha geniş kapsamlıdır.
- Sosyal sigorta kural olarak primli; sosyal yardım kural olarak primsizdir.
- Damgalama olumsuz etiketleme, ayrımcılık ise farklı ve haksız davranmadır.
- Sosyal dışlanma toplum yaşamından uzaklaşmayı; sosyal içerme toplumsal katılımı ifade eder.
- Eşitlik herkese aynı hakkın tanınmasını, hakkaniyet farklı ihtiyaçlara uygun destek sağlanmasını ifade eder.
- Bağımsızlık ile özerklik aynı kavram değildir. Destek alan kişi de özerk olabilir.
- Koruma ve bakım farklı kavramlardır; kişi aynı anda hem korunma hem bakım ihtiyacı içinde olabilir.
- Rehabilitasyon yalnızca tıbbi değildir; sosyal, psikolojik, mesleki ve eğitsel boyutları bulunabilir.
- Birincil önleme sorun ortaya çıkmadan önce, ikincil önleme erken aşamada, üçüncül önleme ise sorun ortaya çıktıktan sonra gerçekleştirilir.
- Topluma yeniden kazandırma, bireyin sosyal rollerini yeniden üstlenmesini ve toplum yaşamına katılmasını destekler.
- Kurumsal bakım kuruluş ortamında, toplum temelli hizmet ise bireyin yaşadığı çevre içinde sunulur.
- Kırılganlık kişinin mutlaka güçsüz olduğu anlamına gelmez; zarar görme ihtimalinin artmasını ifade eder.
- Sosyal refah toplumun genel yaşam ve güvence koşullarını; iyilik hâli bireyin genel durumunu ifade eder.
- Sosyal hizmet hem bireyde hem de bireyin çevresinde değişim gerçekleştirmeyi amaçlayabilir.
·